Selamlaşma, teşekkür, özür, öneri ve itiraz gibi günlük konuşmada en çok kullanılan hazır Almanca kalıplar. Bunları ezberlemek, gramer bilgin az olsa bile konuşmanı çok kolaylaştırır. A2 temel seviyedir: günlük hayattaki basit konuşmaları idare edebilirsin.
| Almanca | Türkçe | Tür |
|---|---|---|
| Aber gern. | Memnuniyetle. | kalıp |
| Abgemacht! | Anlaştık! / Tamamdır! | kalıp |
| Ach so! | Haa, öyle mi! / Anladım! | kalıp |
| Achtung! | Dikkat! | kalıp |
| alle sein | bitmek, tükenmek (Die Milch ist alle.) | kalıp |
| Alles Gute! | Her şey gönlünce olsun! | kalıp |
| Alles klar! | Tamamdır! / Anlaşıldı! | kalıp |
| am Anfang | başta, ilk başlarda | kalıp |
| am Ende | sonunda, en sonunda | kalıp |
| an deiner / Ihrer Stelle | senin / sizin yerinizde | kalıp |
| An deiner Stelle würde ich … | Senin yerinde olsam … yapardım. | kalıp |
| an der Wand | duvarda | kalıp |
| an die Wand | duvara | kalıp |
| Aua! Autsch! | Ay! / Of! (acı) | kalıp |
| auf Bäume klettern | ağaçlara tırmanmak | kalıp |
| sich auf die Nerven gehen | birbirinin sinirini bozmak | kalıp |
| Auf gute Zusammenarbeit! | İyi bir iş birliğine! (kadeh kaldırırken) | kalıp |
| auf jeden Fall | her durumda, kesinlikle | kalıp |
| auf keinen Fall | asla, hiçbir şekilde | kalıp |
| außer Betrieb sein | bozuk / hizmet dışı olmak | kalıp |
| Bei uns ist das anders. | Bizde durum farklı. | kalıp |
| Bringen Sie mir lieber … | Bana … getirseniz daha iyi. | kalıp |
| Da haben Sie Recht. | Bu konuda haklısınız. | kalıp |
| Da kann man nichts machen. | Yapacak bir şey yok. | kalıp |
| dafür sein | …-den yana olmak | kalıp |
| dagegen sein | …-e karşı olmak | kalıp |
| Dann geben Sie mir bitte … | O halde bana … verin lütfen. | kalıp |
| Dann treffen wir uns um 8 am Kino. | O zaman saat 8'de sinemada buluşalım. | kalıp |
| Darf es noch etwas sein? / Sonst noch etwas? | Başka bir şey ister misiniz? | kalıp |
| Darf ich etwas vorschlagen? | Bir şey önerebilir miyim? | kalıp |
| den Tisch decken | sofrayı kurmak | kalıp |
| doppelt so viel wie … | …-in iki katı kadar | kalıp |
| draußen übernachten | dışarıda (açık havada) geceyi geçirmek | kalıp |
| Du könntest auch schwimmen gehen. | Yüzmeye de gidebilirsin. | kalıp |
| Du solltest mehr schlafen. | Daha çok uyumalısın. | kalıp |
| ein weich gekochtes Ei | rafadan yumurta | kalıp |
| eine Flasche Wasser | bir şişe su | kalıp |
| Einigen wir uns auf … | … konusunda anlaşalım. | kalıp |
| einverstanden | anlaşmış, kabul eden (Einverstanden! = Tamam, anlaştık!) | sıfat |
| Einverstanden. | Tamam, anlaştık. | kalıp |
| das erste Mal | ilk defa | kalıp |
| Es ist Wahnsinn, dass … | … olması inanılmaz. | kalıp |
| Es tut mir leid, aber … | Kusura bakma ama … | kalıp |
| Es war mir nicht klar, dass … | … olduğunu bilmiyordum. | kalıp |
| Es wundert mich, dass … | … olmasına şaşırıyorum. | kalıp |
| Es überrascht mich, dass … | … olması beni şaşırtıyor. | kalıp |
| Das finde ich aber traurig. | Buna gerçekten üzüldüm. | kalıp |
| frische Luft | temiz hava | kalıp |
| Ganz im Gegenteil! | Tam aksine! | kalıp |
| Das geht doch nicht! | Ama böyle olmaz! | kalıp |
| Geht es bei dir am Freitag? | Cuma senin için uygun mu? | kalıp |
| Geld wechseln | para bozdurmak | kalıp |
| Genau. | Aynen. / Tam olarak. | kalıp |
| Das gibt’s doch nicht! | Olamaz! / İnanılmaz! | kalıp |
| Glaubst du, das funktioniert? | Sence bu işe yarar mı? | kalıp |
| Grüezi! | Merhaba! (İsviçre) | kalıp |
| Guck mal! Sieh mal! | Bak! / Şuna bak! | kalıp |
| Gute Besserung! | Geçmiş olsun! | kalıp |
| Habe ich Sie richtig verstanden, dass … | Sizi doğru anladıysam … | kalıp |
| Haben Sie das etwa nicht gewusst? | Yoksa bunu bilmiyor muydunuz? | kalıp |
| Hast du am Samstag Zeit? | Cumartesi vaktin var mı? | kalıp |
| Hast du einen Tipp für mich? | Bana bir tavsiyen var mı? | kalıp |
| Hat es geschmeckt? | Yemek beğenildi mi? / Lezzetli miydi? | kalıp |
| Herzlichen Glückwunsch zum Jubiläum! | Yıldönümünüz kutlu olsun! | kalıp |
| Herzlichen Glückwunsch! | Tebrikler! / Doğum günün kutlu olsun! | kalıp |