Selamlaşma, teşekkür, özür, öneri ve itiraz gibi günlük konuşmada en çok kullanılan hazır Almanca kalıplar. Bunları ezberlemek, gramer bilgin az olsa bile konuşmanı çok kolaylaştırır. B1 orta seviyedir; iş, meslek eğitimi ve oturum izni başvurularında sık istenir.
Renkler artikeli gösterir: der die das
| Almanca | Türkçe | Tür |
|---|---|---|
| am Herzen liegen | çok önemsemek (Das liegt mir am Herzen.) | kalıp |
| auf diese Weise | bu şekilde | kalıp |
| aus Versehen | yanlışlıkla | kalıp |
| die Begrüßungdie Begrüßungen | karşılama, selamlama | isim |
| bei Bedarf | gerekirse, ihtiyaç hâlinde | kalıp |
| Bin ich da bei Ihnen richtig? | Doğru yere mi geldim? | kalıp |
| Darf ich Sie um einen Gefallen bitten? | Sizden bir ricada bulunabilir miyim? | kalıp |
| den Eindruck haben | … izlenimine sahip olmak | kalıp |
| dran sein | sırası gelmiş olmak | kalıp |
| Ein großer Vorteil / Nachteil ist, dass … | Büyük bir avantaj / dezavantaj şu ki … | kalıp |
| eine Entscheidung treffen | karar vermek | kalıp |
| Es fliegen die Tassen. | Ortalık toz duman! (büyük kavga) | kalıp |
| Es fällt mir schwer, … | … bana zor geliyor. | kalıp |
| Es geht um … | Konu …-dir. / Mesele … | kalıp |
| Es handelt sich um … | Söz konusu olan … | kalıp |
| Es hat keinen Sinn. | Hiçbir anlamı yok. | kalıp |
| Es ist schwierig, … | … zor. | kalıp |
| Es ist wichtig, … | … önemli. | kalıp |
| Es kommt, wie es kommt. | Ne olacaksa o olur. | kalıp |
| Es lohnt sich, … | … buna değer. | kalıp |
| Es macht Spaß, … | … çok eğlenceli. | kalıp |
| Es stinkt mir / uns. | Bıktım artık! | kalıp |
| Gebrauch machen von + D | …-den yararlanmak (hakkını kullanmak) | kalıp |
| hinter den Kulissen | perde arkasında | kalıp |
| Ich bin es gewohnt, … | … alışkınım. | kalıp |
| Ich bin für / gegen …, weil … | … -den yanayım / -e karşıyım, çünkü … | kalıp |
| Ich finde es anstrengend, … | … yorucu buluyorum. | kalıp |
| Ich glaub, ich spinne. | Delireceğim herhalde! / Rüya mı bu? | kalıp |
| Ich habe Angst, … | … korkuyorum. | kalıp |
| Ich habe es geschafft, … | … başardım. | kalıp |
| Ich habe kein Interesse. | İlgilenmiyorum. | kalıp |
| Ich habe Lust, … | Canım … istiyor. | kalıp |
| im Griff haben | kontrol altında tutmak, hâkim olmak | kalıp |
| im Mittelpunkt stehen | ilgi odağı olmak | kalıp |
| im Wesentlichen | özünde, esas olarak | kalıp |
| in der Lage sein | … yapabilecek durumda olmak | kalıp |
| in die roten Zahlen kommen | zarara geçmek | kalıp |
| in die Tasche greifen | cebinden para çıkarmak, masrafa girmek | kalıp |
| in Ruhe lassen | rahat bırakmak | kalıp |
| ins Wort fallen | (birinin) sözünü kesmek | kalıp |
| Das ist jetzt nicht wahr! | Bu olamaz! / Şaka mı bu? | kalıp |
| Könnten Sie vielleicht …? | Acaba … yapabilir misiniz? | kalıp |
| Das lass ich mir nicht gefallen! | Buna boyun eğmem! / Bunu yanına bırakmam! | kalıp |
| Lassen Sie es sich schmecken. | Afiyet olsun! (resmî) | kalıp |
| Lassen Sie mich in Ruhe. | Beni rahat bırakın. | kalıp |
| Mich wundert, dass … | … olmasına şaşırıyorum. | kalıp |
| Mich überrascht, dass … | … olması beni şaşırtıyor. | kalıp |
| Mir ist es gelungen, … | … başardım. | kalıp |
| mit sofortiger Wirkung | derhal geçerli olmak üzere | kalıp |
| sich Mühe geben | özen göstermek, çaba harcamak | kalıp |
| Na hören Sie mal! | Bir dakika ama! (itiraz) | kalıp |
| nicht alle Tassen im Schrank haben | kafayı yemiş olmak (deyim) | kalıp |
| Das regt mich auf. | Bu beni çok sinirlendiriyor. | kalıp |
| sich stark machen für + A | … için çaba göstermek, savunmak | kalıp |
| Stellen Sie sich nicht so an! | Abartmayın! / Bu kadar nazlanmayın! | kalıp |
| Stellung nehmen | görüş bildirmek | kalıp |
| Das tut mir furchtbar leid! | Çok çok üzgünüm! | kalıp |
| Und wie! | Hem de nasıl! | kalıp |
| unter Druck setzen | baskı yapmak | kalıp |
| Vielen Dank für Ihre Aufmerksamkeit. | Dinlediğiniz için teşekkür ederim. | kalıp |
| Wäre es möglich, dass …? | … mümkün olur mu? | kalıp |
| Das wäre wirklich sehr freundlich von Ihnen! | Çok nazik olursunuz! | kalıp |
| zu Wort kommen | söz hakkı bulmak | kalıp |
| sich zu Wort melden | söz istemek | kalıp |
| zum Fenster rauswerfen | (parayı) sokağa atmak, israf etmek | kalıp |
| zur Verfügung stehen | hazır bulunmak, kullanıma açık olmak | kalıp |