Selamlaşma, teşekkür, özür, öneri ve itiraz gibi günlük konuşmada en çok kullanılan hazır Almanca kalıplar. Bunları ezberlemek, gramer bilgin az olsa bile konuşmanı çok kolaylaştırır. A2 temel seviyedir: günlük hayattaki basit konuşmaları idare edebilirsin.
| Almanca | Türkçe | Tür |
|---|---|---|
| Hoffentlich hast du nichts Schlimmes! | Umarım ciddi bir şeyin yoktur! | kalıp |
| Hoffentlich muss ich nicht ins Krankenhaus. | Umarım hastaneye gitmem gerekmez. | kalıp |
| Huch! | Hoppala! / Aaa! (şaşırma) | kalıp |
| Ich arbeite gern im Team. | Ekip hâlinde çalışmayı severim. | kalıp |
| Ich bezweifle, … | … olduğundan şüpheliyim. | kalıp |
| Ich bin angestellt bei … | … şirketinde çalışıyorum. | kalıp |
| Ich bin dafür / dagegen, dass … | … olmasından yanayım / … olmasına karşıyım. | kalıp |
| Ich bin einverstanden. | Kabul ediyorum, katılıyorum. | kalıp |
| Ich bin froh, dass … | … olduğuna sevindim. | kalıp |
| Ich finde das nicht so gut. | Bunu pek iyi bulmuyorum. | kalıp |
| Ich finde es komisch, dass … | … olmasını tuhaf buluyorum. | kalıp |
| Ich fürchte, … | Korkarım ki … | kalıp |
| Ich gebe es an die Küche weiter. | Mutfağa iletiyorum. | kalıp |
| Ich habe Angst vor Krankenhäusern. | Hastanelerden korkarım. | kalıp |
| Ich habe gedacht, dass … | … sanmıştım. | kalıp |
| Ich habe Kopfschmerzen. | Başım ağrıyor. | kalıp |
| Ich hoffe, es ist alles in Ordnung. | Umarım her şey yolundadır. | kalıp |
| Ich hoffe, wir bleiben in Kontakt. | Umarım iletişimi koparmayız. | kalıp |
| Ich hätte gern einen milden Käse. | Hafif bir peynir rica ediyorum. | kalıp |
| Ich hätte gern … | … rica ediyorum / … alabilir miyim? | kalıp |
| Ich kann leider nicht … | Maalesef … yapamıyorum. | kalıp |
| Ich komme gleich. | Hemen geliyorum. | kalıp |
| Ich nehme an, … | Sanırım …, … diye varsayıyorum. | kalıp |
| Ich schätze, … | Tahminimce … | kalıp |
| Ich sehe das anders. | Ben öyle düşünmüyorum. | kalıp |
| Ich vermute, … | Galiba …, tahmin ediyorum ki … | kalıp |
| Ich würde am liebsten … buchen. | En çok … ayırtmak isterdim. | kalıp |
| Die Idee gefällt mir überhaupt nicht. | Bu fikir hiç hoşuma gitmiyor. | kalıp |
| Igitt! | Iyy! / Öğk! | kalıp |
| in der Ecke | köşede | kalıp |
| in Frage kommen | söz konusu olmak, uygun olmak | kalıp |
| In meiner Heimat … | Benim memleketimde … | kalıp |
| in Rente gehen | emekli olmak | kalıp |
| der innere Schweinehund | içimizdeki tembel ses | kalıp |
| Das ist (nicht) in Ordnung. | Bu uygun (değil). / Sorun yok (var). | kalıp |
| Ist dir das wichtig? | Bu senin için önemli mi? | kalıp |
| Das ist eine gute Idee! | Güzel fikir! | kalıp |
| Das ist keine so gute Idee. Ich würde lieber … | Bence pek iyi fikir değil. Ben daha çok … | kalıp |
| Das ist mir nicht so wichtig. | Bu benim için o kadar önemli değil. | kalıp |
| Das ist nicht schlimm. | Önemli değil, sorun değil. | kalıp |
| Das ist wirklich sehenswert. | Burası gerçekten görülmeye değer. | kalıp |
| Ja gut, machen wir es so. | Peki, öyle yapalım. | kalıp |
| Ja okay, das passt auch. | Tamam, o da olur. | kalıp |
| Ja, das ist eine gute Idee. | Evet, bu iyi bir fikir. | kalıp |
| Ja, das ist mir sehr wichtig. | Evet, benim için çok önemli. | kalıp |
| Ja, sehr gern. | Evet, çok isterim. | kalıp |
| Jetzt reicht’s! | Bu kadarı yeter! | kalıp |
| Kann es sein, dass …? | … olabilir mi? | kalıp |
| Keine Ursache! | Rica ederim! / Ne demek! | kalıp |
| Klasse! | Süper! | kalıp |
| Das kommt nicht wieder vor. | Bir daha olmayacak. | kalıp |
| Das kriegen wir schon hin! | Bunu hallederiz! | kalıp |
| Das können wir doch später auch noch machen. | Bunu sonra da yapabiliriz. | kalıp |
| Lass uns doch … gehen! | Hadi … gidelim! | kalıp |
| Das liegt im Trend. / Das ist gerade in. | Bu şu an çok moda. | kalıp |
| los sein (Was ist los?) | Ne oldu? / Ne var? (los sein) | kalıp |
| Mach doch Yoga! | Yoga yapsana! | kalıp |
| Das macht 20 Euro. | Tutarı 20 euro. | kalıp |
| Das macht nichts. | Önemli değil. / Dert etme. | kalıp |
| Das macht Spaß. | Çok eğlenceli. | kalıp |
| Meiner Meinung nach … | Bence …, kanımca … | kalıp |
| Mir dauert das zu lange. | Bu bana çok uzun geliyor. | kalıp |
| Mir gefällt das Angebot sehr gut. | Bu teklifi çok beğendim. | kalıp |
| Mir ist es egal. | Bana fark etmez. | kalıp |
| Mir tut der Rücken weh. | Sırtım ağrıyor. | kalıp |